Yanı Sıra İkileme Mi?
25 Yaşında Bir Genç Olarak Hissettiklerim
Bugün, Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken, yaşadığım ikilem gözlerimi daldırdı. İkileme mi? Bu kelime kulağımda yankılanırken, içimde bir boşluk oluştu. Yaşadığım bu boşluk, aslında hayatımda bir süredir karşılaştığım bir çatışmanın sonucu. Şu an, hayatımın en ilginç dönemlerinden birindeyim. 25 yaşımda, genç bir yetişkin olarak kendimi keşfettiğim bir dönemde, bazen hayal kırıklığına uğruyor, bazen de derin bir umutla geleceğe bakıyorum.
Kayseri’nin gri gökyüzüyle buluşan dar bir cadde üzerinde yürürken, her adımımda bir soru daha doğuyor: Yanı sıra ikileme mi? Her şeyin bir arada olduğu, karmaşanın içinde bir denge kurmaya çalışmak ne kadar zor. Ama belki de bu sorunun cevabı, aslında içimdeki huzursuzluğu daha da büyütüyor. O kadar çok şey var ki, kendimi bir arada tutmaya çalışırken bir yanda kayboluyorum.
Hayal Kırıklığının Gölgesinde
Bir yanda, çocukken hep hayalini kurduğum şeylerin peşinden gidiyorum; bir yanda da elimde olan her şeyin ne kadar eksik olduğunu hissediyorum. Geçmişte büyük hayallerim vardı, fakat şimdi o hayallerin çoğu geride kaldı. Bir zamanlar büyük başarılar elde etmek isterken, bugün küçük mutluluklarla yetinmek zorunda kalıyorum. Geçmişin hayallerinin gölgesinde kalmak, bu yaştaki bir insanı gerçekten etkiliyor. Ve her şeyin bir çelişki içinde olduğunu düşündüğümde, “Yanı sıra ikileme mi?” sorusu kafamı daha da karıştırıyor. Gerçekten neyi istemek gerektiğine karar veremiyorum.
Bir gün gece yatağımda yatarken, kendimi bir yanda hayal kırıklığına uğramış, diğer yanda da küçük umutlar besleyen biri olarak buluyorum. O an, içimdeki duygular bir çelişkiyi ortaya çıkarıyor. Yine de hayatımın bir yerinde doğru yolda olduğumu düşündüğüm anlar da oluyor. Ama işte, o doğru yol neredeydi? İşte bu nokta, hep o “ikilem” meselesine takıldığım yer.
Yeni Bir Umut Arayışında
Bir gün, elimde bir kitap, başımda binbir düşünce, Kayseri’nin eski sokaklarında yürürken, içimden bir ses bana, “Yeni bir umut var, sadece senin onu görmen gerek” dedi. O an, bu şehirde yaşadığım hayal kırıklığının içinde bir parıltı gördüm. Belki de yıllardır doğru yolu ararken, neyi kaybettiğimi anlamam gerekiyordu. O an karar verdim: Belki de ikilemlerim, aslında kendi içimdeki korkulardı. Korku, insanın geleceğe dair umutlarını engelliyor; ama aynı zamanda bu korku, değişime bir adım atmanın da tek yolu.
Ve o an fark ettim ki, hayatımda olan her şey bir yandan bana zorluklar getirse de, bir yandan da beni başka bir yerden daha güçlü bir şekilde çıkarmaya çalışıyor. Yalnızca bir değişime ihtiyacım vardı. İkileme mi? Belki de bu sorunun cevabını bulmak, beni farklı bir boyuta taşıyacaktı.
Yanı Sıra İkileme Mi?
Hikayemin sonuna gelirken, kaybolan hayallerimin arasından bir şeyler bulduğumu hissediyorum. İkilemlerim, artık beni korkutmak yerine, bana bir şeyler öğretiyor. Bugün, 25 yaşında bir genç olarak, hayatın zorluklarıyla baş etmeyi öğreniyorum. Evet, bu yazı boyunca sormuş olduğum soru hâlâ kafamda: Yanı sıra ikileme mi? Ama belki de bu sorunun cevabı, her geçen gün biraz daha netleşiyor. Belki de hayat, ikilemlerle şekillenen bir yolculuk. Bir adım ileri, bir adım geri. Bazen kaybolmak, bazen bulmak. Ama en önemlisi, her duygunun bir zamanlar içimde var olmasına izin verdiğim gibi, yeni umutlar da yaratmak.
Şimdi, içimdeki duygusal kaosu biraz daha kabullenmiş olarak, bir sonraki adımımı atmaya hazırım. Yanı sıra ikileme mi? Belki de bu, yaşamın bir parçasıdır.