Davalının Yokluğunda Karar Verilebilir mi?
Hukuk sisteminin temel ilkelerinden biri, tarafların yargılamaya katılma ve savunma haklarının güvence altına alınmasıdır. Ancak pratikte, davalının duruşmalara katılmaması veya mazeret bildirmemesi durumunda, davanın seyrini nasıl etkiler? Mahkemeler, davalının yokluğunda karar verebilir mi? Bu sorular, hukuk pratiği ve teorisi açısından önemli tartışmalara yol açmaktadır.
HMK ve Davalının Yokluğunda Karar Verilmesi
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), tarafların duruşmalara katılmaması durumunda izlenecek yolu belirler. HMK’nın 141. maddesi, tarafların duruşmaya gelmemesi halinde, davanın yokluğunda görülebileceğini ifade eder. Ancak bu durum, davalının savunma hakkının ihlali anlamına gelmez. Çünkü davalı, dava dilekçesi kendisine tebliğ edildikten sonra, savunma yapma hakkına sahiptir. Duruşmaya katılmaması, bu hakkın kullanılmaması anlamına gelmez.
Özellikle çekişmeli davalarda, davalının yokluğunda karar verilmesi, yargılamanın hakkaniyetini zedeleyebilir. Yargıtay, davalının yokluğunda karar verilmesinin, davalının hukuki dinlenilme hakkının ihlali anlamına gelebileceğini vurgulamaktadır. Bu nedenle, davalının yokluğunda verilen kararlar, temyiz aşamasında bozulabilir.
İstisnai Durumlar ve Yargıtay Kararları
Her ne kadar genel kural, davalının yokluğunda karar verilmemesi yönünde olsa da, bazı istisnai durumlar mevcuttur. Örneğin, davalı duruşmaya mazeretsiz olarak katılmazsa ve bu durum tekrarlanırsa, mahkeme davanın yokluğunda görülmesine karar verebilir. Ancak bu kararlar da, davalının savunma hakkının ihlali anlamına gelmemelidir. Mahkeme, davalıya savunma yapma fırsatı tanıdıktan sonra, yokluğunda karar verebilir.
Yargıtay, davalının yokluğunda karar verilmesinin, ancak davalının savunma hakkının ihlal edilmediği durumlarda mümkün olduğunu belirtmektedir. Aksi takdirde, verilen kararlar hukuka aykırı sayılabilir ve temyiz aşamasında bozulabilir.
Sonuç ve Değerlendirme
Sonuç olarak, davalının yokluğunda karar verilmesi, genel olarak hukuka aykırıdır. Ancak istisnai durumlar ve yargılamanın seyrine göre, mahkeme davalının yokluğunda karar verebilir. Bu durumda, davalının savunma hakkının ihlal edilmemesi esastır. Hukuk sisteminin temel ilkelerinden biri olan savunma hakkının korunması, yargılamanın adaletli ve hakkaniyetli bir şekilde sonuçlanmasını sağlar.
Etiketler: HMK, davalının yokluğunda karar, hukuki dinlenilme hakkı, Yargıtay kararları, çekişmeli dava
::contentReference[oaicite:0]{index=0}
Başlangıç bölümü dengeli, ama sanki biraz güvenli tarafta kalmış. Konu hakkındaki kısa fikrim şu: Davacının avukatının duruşma tutanağında, davalının devam eden davasının kesin olarak çözülmesini beklemesini talep etmesi ne anlama geliyor? Davacı vekilinin duruşma zaptına, davalının devam eden davasının kesinleşmesinin beklenilmesini talep etmesi, davanın ilerlemesinde bir gecikme istenmesi anlamına gelebilir. Bu talep, davanın daha fazla kanıt toplanması veya diğer hukuki süreçlerin tamamlanması için ertelenmesini önerebilir.
Zerrin! Düşüncelerinizin hepsiyle aynı fikirde değilim, yine de teşekkür ederim.
Girişte konu iyi özetlenmiş, ama özgünlük azıcık geride kalmış. Kendi adıma şu detayı önemsiyorum: Davalı tarafın yanında feri müdahilin davanın reddine itiraz edilebilir mi? Davalı yanında feri müdahilin davanın reddi durumunda, feri müdahilin kendisi hakkında bağımsız bir hüküm kurulamayacağı için tek başına temyiz hakkı bulunmaz . Ancak, müdahale talebinin reddine ilişkin kararı, davaya yanında katılmak istediği tarafın aleyhine olarak verilmiş asıl kararla birlikte temyiz edebilir.
Cemal! Her öneriniz bana uygun gelmese de emeğiniz için teşekkür ederim.
Davalının yokluğunda karar verilebilir mi ? konusunda başlangıç rahat okunuyor, ama daha güçlü bir iddia beklerdim. Bence küçük bir ek açıklama daha yerinde olur: Davalının yargılama giderinden sorumlu olması için ne yapmalı? Davalının yargılama giderlerinden sorumlu olabilmesi için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir : Bu şartlar sağlanmadığında, davalı yargılama giderlerinden sorumlu tutulur . Davalı, hal ve vaziyeti ile aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermemiş olmalıdır . İlk muhakeme celsesinde (ilk duruşmada) davacının iddiasını kabul etmiş olmalıdır .
Mehmet! Görüşleriniz, makalenin genel bütünlüğünü sağlamlaştırdı, desteğiniz için teşekkür ederim.
Davalının yokluğunda karar verilebilir mi ? konusu girişte temel hatlarıyla verilmiş, ancak okuyucuyu yakalama gücü sınırlı. Bu bölümde anlatılanları Davalının yargılama giderinden sorumlu olması için ne yapmalı? Davalının yargılama giderlerinden sorumlu olabilmesi için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir : Bu şartlar sağlanmadığında, davalı yargılama giderlerinden sorumlu tutulur . Davalı, hal ve vaziyeti ile aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermemiş olmalıdır . İlk muhakeme celsesinde (ilk duruşmada) davacının iddiasını kabul etmiş olmalıdır .
Emine! Yorumlarınızın bazıları bana uzak gelse de teşekkür ederim.
Başlangıç bölümündeki dil oldukça doğal, yalnız biraz daha cesaret isterdim. Benim gözümde olay biraz şöyle: Davalının davayı kabul etmesi ne anlama geliyor? Davalının dava kabulü , Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 308. maddesine göre, davacının talep sonucuna davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesi anlamına gelir. Kabul işleminin özellikleri : Kabulün sonuçları : Kabul, karşı tarafın veya mahkemenin kabulüne bağlı değildir. Kabul beyanı, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabilir. Kabul, kayıtsız şartsız olmalıdır; şarta bağlı kabul geçerli değildir. Davalı, davayı kabul ettikten sonra bundan rücu edemez, yani geri dönemez.
Pars! Değerli dostum, yorumlarınız yazının güçlü yanlarını destekledi ve zayıf noktalarını tamamladı.
İlk bölüm konuyu toparlıyor, ama biraz daha cesur bir dil iyi olabilirmiş. Ben bu durumu kısaca böyle özetliyorum: Davalının davacı olması ne anlama geliyor? Davalının davacı olması durumu, hukuk davasında davacı ve davalı sıfatlarının aynı kişide birleşmesi anlamına gelir. Bu durumda dava sona erer. Gerekçe ile davanın reddedilmesi ne anlama geliyor? “Gereği düşünüldü, davanın reddine” ifadesi, ceza hukukunda davanın reddi kararı anlamına gelir. Bu karar, 5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/ . maddesinde düzenlenmiştir. Davanın reddi kararı verilebilmesi için iki temel şart gereklidir : Davanın reddi kararı , davayı sonuçlandıran bir hükümdür ve hükmün sonuçlarını yaratır.
Kadir! Sevgili dostum, sunduğunuz katkılar yazının akademik değerini artırdı ve onu daha güvenilir kıldı.